28 Eki 2012

Dönüyorum...

Hepinizi özledim ve dönüyorum söz herşeyi anlatıcam en uzunundan.Love you all...

7 Eyl 2012

yazıktır...



Pişman oluyorum hergün kendime dert ettiğim saçmalıkları düşündüğümde.Boşu boşuna çöküntüye uğrattığım psikolojime bakınca.Hergün onlarca annenin hayatı değişiyor çocukları öldükçe.İçleri,ruhları ölüyor onlarında aslında hayat devam etse de.Bir cenaze oluyor diyorsun aman herşey boş hiç dert etmeye değmez.Cenazeden çıkıp arabana biniyorsun ve trafikte biriyle kapışıp cinnet geçirip tam da ortasına düşüyorsun yalan hayatın.Oysa tüm gerçek az önce o kocaman alandaki mermer taşlardan ibaret.Her ananemi ziyarete gittiğimde deli bir hızla çoğalıp etrafa uçsuz bucaksız uzanan mezarlıkları görüyorum.Daha geçen gelişte bu alan boştu arabamı park etmiştim.Ama şimdi en az 30 mezar taşı var.Bunu farketmek çok acayip.Ne kadar boş birşey aslında yaşam,aldığımız nefes bile bizim değil.Neyin savaşı belli değil.İş yerinde harcadığın vakti en çok yanında olmak istediğine ayırabilse insan.Ne kadar zamanımız kaldı bilmiyoruz ve istediğimizi yaşayamıyoruz.Ya da çok şey mi istiyoruz?Hergün o kadar insan ölüyor bu ülkede boku bokuna.Hiç uğruna.Vatan sağolsun muş .Peh.Binbir zorlukla büyüttüğün çocuğun bokubokuna ölecekse olmaz olsun...

4 Eyl 2012

1.



Üçüncü kat...
Klasik mobilyalar...
Bordo,kahve,bej...
Filler çok hoş...
Resimler saçma...
Gereksiz ayrıntı...
Radyoda "Strange world"...
(Strange world people talk sometimes I wonder why
  Strange world people kill still no-one hears their cries...)

Huzursuzum...
Bekliyorum,saat geçti,kızıyorum...
İçerden çıkanı izliyorum...Kimbilir ne anlattı merak ediyorum...
Ve giriyorum...
Huzursuzum...
Yeni birinin önünde soyunmak gibi...
Başlıyor...
Ağlıyorum...

3 Eyl 2012

complicated


Yazmak geldiğinde içimden yayınlamak zorunda değilim ki yine de yazabilirim.Böyle ani ilhamlar geliyor ama sanki kimse okumasın istiyorum.E okumasın.Sen yaz kendi kendine deli.Kafa karışıklığı,rahat batması mı ,nankörlük mü,huzursuz bacak kol kafa sendromu mu ne bok yaşadığımı ve  bana ne bok olduğunu bilemiyorum.Yani sorsan "ne seni mutlu eder" bunu bile bilecek takatim yok .Bu bezginlik,koyvermişlik,iç sıkıntısı neye alamet bilemem ama biran evvel geçse süper olacak.
Yani öyle bişey ki beni Lv 'a sok ne istiyosan al de onu bile alacak halim yok.Yatıp yatıp uyuyasım,kimseyle konuşmayasım var.Noldu yine bana?Noldu?
Öyle ki; akşama psikologa başlıyorum ama adama dert anlatacak bile gücüm yok.Kendime olan saygımdan randevuyu iptal etmedim,edemedim.Biri "amaaan siktir et" diyiverse gitmeyeceğim o noktadayım.Handeye dedim git benim yerime anlat beni dedim yapmadı.Kolay yolu yok mu?Anlatmadan anlaşılabilmenin...Düzelmek istiyorum.İğrenç bunalımlı bi insan oldum kendimden nefret ettim.Ben bu muyum?Kimim lan ben Halil Sezai modundan çıkarın beni valla en acilinden...Şu Lv olayını bi daha düşünsem mi?

31 Ağu 2012

Fall...



"Fall" demişler adına,hep söylerim bi bildiği vardır "fall" diyenin.Yaz bitti...Eylül geldi mi benim için geçmiş ola.Çok uzun bir hasret başlıyor yine demektir.İlk önce geceleri üstümüzden fırlattığımız pikelere sarınmış buluruz kendimizi sabaha karşı,erkenden evden çıkarken illa da bir kot ceket,ince bir şal gerekir,akşam güneşi batırdığın deniz kenarlarından ürpererek toparlanmaya başlarsın saat 5 gibi.Geri sayım başlamıştır saatleri ayarlamak ve artık erkenden kararacak havanın içimizi karatması için.Şak diye ayağına geçirdiğin terliklerin yerini minik çoraplar almak zorundadır.Çıplak ayak araba da kullanamayacaksın en azından 7 ay.Nemden uyuyamadık,geberdik geyikleri yapılmayacak yakın gelecekte.İyi halt ettik şikayet ettik diyeceksin çok sıcak diye.
Kestane ağaçları çoşmuş patır patır inecek kafana kestaneler.Yine Nazoyla toplayıp bütün kış evcilik malzemesi olacak bu kestaneler.Karanlık,yağmurlu küçük birer Londra olacak evlerimizin önü.Bahçedeki pembe çiçekli şahane ağacımızın üst yaprakları saramaya başladı bile.Halı gibi yolumuza serilemeye az kaldı çınar yaprakları.
"Daha pastırması var bunun" lafları bile kesmez artık beni.Benim için bittimi bitti.
Herşeyde olduğu gibi.Okulda öğrendik bir kere eylül ekim kasım sonbahardır. En sıkıcısından.
Ben yaz kızıyım ne olursa olsun sevemem sonbaharı.Bir sürü pişmanlık var yine içimde koca yaz geçti ve ben yapamadım diye.Sürekli bir koşturmaca halindeki hayatlarımızda söyle bir sakince oturup denize bakamadık doya doya yine.Kim ne derse desin içime kasvet çökmeye başaldı işte benim.Zaten çok da müsaitim...

çelişkiler




Her düğünde gelin-damat gelirken ve "evet" denirken ağlıyorum.
Oysa evlilik çok dandik iş kimseye tavsiye etmiyorum...

Kendimi iyileştirmek için psikologa gitmeye karar veriyorum.
Ama oraya gidip en az 2 seans car car anlatmaya takatim yok,sıkılıyorum...

Tam rejime başlıyorum.
Makrodan bilmemne sosları alıp çılgın yemekler deniyorum...

Bi yandan her hamileye içli içli bakıyorum.
Diğer yandan "ay kafayı mı yedin kızım gez toz Nazoyla" modundan çıkamıyorum...

Her haftasonu şu dolabı toplayacağım diye karar alıyorum.
Her dolabı açtığımda "ammaaağğn siktir et" diyip vazgeçiyorum...


Her sabah bügün hiç alışveriş yapmayacağım diye söz veriyorum.
Akşama doğru order confirmationlardan normal mailleri göremiyorum...









29 Ağu 2012

tınnnn

İnsanları hayatımdan nasıl bu kadar çabuk çıkarabilir oldum buna kendim bile inanamıyorum.Bana ters gelen en ufak bir harekette üzerlerine bir çizik atabiliyorum.
Bana bu halim çok sevimli geliyor ama sanırım herkes böyle düşünmüyor...Çok da tın...

27 Ağu 2012

Bu hafta sonu...

Bu hafta sonu;


Anladım:Birilerini sevmiyorsam sevmiyorumdur.Ve sevemeyeceğim.Bunu anladım...

Cumartesi:Cumartesi denen şeyin hemencecik bittiğini anladım.Ama bitse bile ertesi günde evde olmak içime su serpti.Bir de minik kızım havuzda nasılda yüzüyormuş buna şahit olmak şahaneydi...

Kızlar:Eskisi kadar heyecanlı olmasa da dedikodularımız yinede ota boka kakara kukara yapabilmek çok güzel kızkıza bizim kızlarla...

Ev:Kendi evi olunca insanın koşturmacası bile başka bi keyifliymiş.Çamaşır as ,bulaşık makinası boşalt,iki tık yemek yap,oyuncak topla kıcımı yere koyamasamda güzelmiş be arkadaş...

İkea:Sabahın köründe de gitsen kesin kapıda birileri yatıyor ki otopark bu kadar dolu ve içerisi çılgın 4 kişilik aile sürüsü...Pes diyorum...

Ihlamur kuyu mezarlığı:Bırakmıyorlar tek başıma gideyim bir kaç saat oturup konuşayım,hasret gidereyim.Her gidişte konsantre olamadan geri dönmek...Ama gerçekten güzel bir mezarlık yinede içim biraz rahat...

Mahalle pazarı:Ömrümde böyle agresif pazarcıların bir arada olduğu bir pazar daha görmedim,hepsi muayyen günündeydi pazarcıların.Sebze mi aldık dayak mı yedik lanet olsun...

Misafir:Aileden ve sevdiklerim olunca nasılda güzel makara oluyor evde sürekli bir şenlik havası.Hergün gelsinler istiyorum...

Baget:Lanet olası 2 paket tavuk baget aldıydım.İlk gün fırında 1 saat pişirdim evden çıkıyordum kapattım.Akşam baktım pişmemiş.Tekrar koydum bir saat daha fırına ama lanet tavuk eşşek eti miydi neydi pişmedi gitti.Bizimkiler benim hatırıma çığ tavuk yedi.Allah belanı versin tavuk...

Oldum:Dün pazarda Naz tutturdu zeytin yicem diye.Al kızım bi tane ye dedim ,yok yetmedi başka bir tezgahtan bi daha istedi,sonra bi daha.Ve içimden bir ejderha çıktı o an bitip okeye döndüğümü ve olduğumu anladım."çocuum evde zeytin dolu versem yemezsin buralarda zeytin istiyorsun"Bu cümleyi kurdum ya daha da benden bi sikim olmaz...

Resim:Şahane bir resim aldım mutfağıma öyle bir cuk olturdu ki renkler ve konsept hayran kaldım kendime.İnternetten alışverişte üstüme tanımam...

Kalın kitap:Bitmesin diye okumaya kıyamadığım kadar komik ve sanki kendimi okuyormuşum hissi yaratan bu kitabı yazan kadınla tanışmak istiyorum...Son dileğim budur...




böyle geçti gitti...pc nin başında bulduk kendimizi.İyi haftalar olsun...

10 Ağu 2012

cuma bullshitleri

Bugün günlerden cuma."Cumaaa cumaa" diye inleyerek ömrümüzü yediğimizin farkında değiliz.Şükürler olsun akşam gittiğimde evim tertemiz olacak ve tüm ütülerim yapılmış olacak.Tatil işi beni deriiiin huzursuzluklara sokuyor ve bavul,pılıpırtı hazırlama kısmı beni bayıyor.Üstelik tatilden dönüşte hemen işe gelecek olmam da cabası.Tek isteğim kimse huzurumu kaçırmasın ve 8 gün çabucak geçsin.
Benim planlarım ve isteklerim dışında hiç bir olay olmasın istiyorum hayatımda ve ben ne zaman böyle manyak bi insan oldun inan ki hatırlamıyorum.Öyle birşey ki artık kimse yanıma fazla yaklaşmıyor, ya da çok temkinliler aman kızdırmayalım falan diye.Eskiden benim yanımda herkes ne rahattı ama bu son yıllarda herkes bi tedirgin.Aman napalım beni delirtenler utansın.Senelerce ben milletin kahrını çektim bundan böyle işte böyle...Ordan burdan saçma sapan şeyler yazmış olabilirim.Yazmak istediğim bambaşka şeyler vardı yine konu buralara geldi.Allahım sen bana mukayyet ol.Herkese güzel bir weekend olsun.
Mutluluk olsun,eğlence olsun,sağlık olsun. Mucckkk daha ne diyim...



6 Ağu 2012

kötü hissettiğimizde


kendimizi kötü hissettiğimizde yaptığımız şeyler.
Kesinlikle yanımda kimse olmasın isterim,eve kapanıp ağlamak,böğürmek isterim.Ya da bir şişe pasiflora içip 3 gün uyuyabilmek isterim.Bazen de beni kötü hissettiren kimse onu parçalayabilmek,bir olaysa da buralardan kaçıııp  deniz kenarı bir yere gitmek isterim.

for you deeptone

Çaresi bulunmayan bir hastalığa yakalandınız ve bunun sonucunda yaklaşık 1 yıllık ömrünüzün kaldığını öğrendiniz. Kalan 1 yılınızda ne yapardınız ?
 
Kalan 1 yılımda tam da daha önceleri blogumda yazdığım şeyleri yapardım,arabamı
satar,tümparacıklarımı toparlar kızımı alıp beni hiç kimsenin tanımadığı bir ülkeye gider canımızın istediği herşeyi yapardık anne-kız.Ölmeme bi kaç ay kala da anneciğimi yanıma çağırır bebeğimi ona emanet eder melek ananemin yanına doğru yola çıkardım.
 
 
Fobileriniz , takıntılarınız var mı ? Varsa neler ?
 
Kanser takıntım var,Ve birilerinin kanser olması,o korkunç süreçte yaşadıkları acılarla ilgili manyak dercede takıntılıyım.Dr takıntım var yine bu sebepten bıraksan beni her gün bir jinekologa,dahiliyeye,mr a,tahlile falan giderim.
 
 
Bir sabah kalktınız ve dünyada hiç bir insan olmadığını öğrendiniz, ne yapardınız ?  
 
Allaaah derim! oh be kafamızı dinleyelim diye düşünürüm.ama olayın bilincine varınca da vıkvıklanmaya başlarım ee ne bok yicem şimdi kiminle makra kukara yapıcam diye içime bi sıkıntı çöker kesin.
 
Dünyayı dolaşmak isteseniz hangi ülkeden başlardınız ? Neden ?
 
İspanyadan başlarım dünya döner döner ve beni yine oraya getirir diye.Çok seviyorum orayı.
 
İtiraf edin prens/prenses e dönüşür diye kaç kurbağa öptünüz ?
 
Hiç öpmedim.Öptüklerim zaten hep prensti.Ama bazıları sonradan kurbağaya dönüştü o ayrı.
 
En son yaşadığınız küçük düşürücü , unutamadığınız olay ?
 
Genelde böyle şeyler başıma gelmez.Ve inan ki hiç hatılamıyorum.
 
Asla yanınızdan ayırmadığınız 3 şey ?
 
Cep telefonum,arabamın anahtarı,kredi kartlarım.
 
Hayatınızın bir kitap/ film olmasını isteseydiniz hangi kitap/film olmasını isterdiniz ?
Ön Kapak kesinlike lace olsun derim.
 
 
En yakın arkadaşınızın bir uzaylı olduğunu ve sizi ilk denek olarak kendi gezegenine götüreceğini öğrendiniz, ne yapardınız ? 
 
Naz'ı da yanıma alabilirmiyim diye sorardım.
 
İsviçreli bilim adamları görünmezlik hapını buldu ve siz bu hapı kullanan ilk kişisiniz. Hapı kullandıktan sonra yapıcağınız ilk şey nedir? 
 
Koca efendinin iş yerine gidip ne geyikler döndüğünü teftiş etmek olurdu.
 
.

ÇIKMAZ SOKAKLAR

Tesadüfen dün yemek yaparken içerden duydum  bu şarkıyı.Öyle tatlı bir melodisi var ki ve sözleri de şahaneymiş.Sevmem Burcu Güneş'i ve eflatun kimmiş hiç tanımam ama bayıldım.Buyrun...

http://www.dailymotion.com/video/xq1sio_eflatun-ft-burcu-guney-cykmaz-sokaklar_music

Korkularıyla Yüzleşiyor insan Er Yada Geç Bir Telaş Sarıyor
Önce Yüreği...
Gerçeklerle Yüzleşiyor insan Er Yada Geç...
Bak Mesela Benim Gibi !
Ne Karanlık Odalardan Ne Masallardaki
Cadılardan Korktum Sensizlikten Korktuğum Kadar
Ne Çıkmaz Sokaklar Gördüm Ne Diyarlar Gezdim Durdum
Kaybolmadım Sendeki Kadar ...
Azar Azar Gözlerini Kapat
Usul Usul Ellerini Uzat
Ben Tutarım, Yine Ben Duyarım Seni...
Ben Bilirim Aşkın Kıymetini ...
Korkularıyla Yüzleşiyor insan
Er Yada Geç Bir Telaş Sarıyor Önce Yüreğini
Gerçeklerle Yüzleşiyor insan Er Yada Geç Bak Mesela Benim Gibi.
Ne Karanlık Odalardan  Ne Masallardaki Cadılardan Korktum
Sensizlikten Korktuğum Kadar
Ne Çıkmaz Sokaklar Gördüm
Ne Diyarlar Gezdim Durdum Kaybolmadım Sendeki Kadar
İnan Ki Kaybolmadım Sendeki Kadar Azar Azar Gözlerini Kapat
Usul Usul Ellerini Uzat Ben Tutarım ,Yine Ben Duyarım Seni...
Azar Azar Gözlerini Kapat Usul Usul Ellerini Uzar
Ben Tutarım Yine Ben Duyarım Seni
 Ben Bilirim
Aşkının Kıymetini ...

3 Ağu 2012

kimseye söyleyemediğim


Aslında sadece hamile olmak istiyorum.Aslında başka bir çocuk yükü istemediğimi kimseye söyleyemiyorum.Ya da bazen istiyorum mis gibi bi bebek.Belki korkuyorum.Kafam çok karışık.Naz ı kendim için doğurdum,sadece ama sadece benim için o. "Seni kendime sakladım"ındaki gibi dumanın.Eğer ikinciyi yaparsam bu sadece Naz için olacak.Hayatıma ve hayatımdakine hiç güvenemiyorum maddi manevi."Amman doğan büyür" gibi bir cahillik içerisine de malesef giremiyorum.İki çocukla hala çalışmak zorunda olmak zoruma gidecek ,sinir krizi yaratıcak bende besbelli.Ve işin aslı tüm hayatımı Naza adamak niyetindeyim,büyüyünce ne kadar kıymetimi bilecek bilmeden.Tüm şanslarımı,imkanımı onun için kullanmak isterim.Ben ölünce yalnız kalsın istemiyorum.Bi kardeşi olsa daha mı az yalnız kalır.Gerçi her kardeş gerçekten kardeş oluyor mu bu da tartışılır.Anlıyacağınız kafam çok karışık ve her an vazgeçebilirim.Cipralexler dolaptan gözümün içine bakıyor.Ve bi an herşeye noktayı koyup yeniden başlayabilirim.
İnsanın hayatına ve hayatında birilerine güvenmesi ne kadar önemliymiş.İnsan sadece annesine güvenebiliyor malesef ve bu da  bazı kararlar için ve sonsuza kadar yeterli olmuyor....

1 Ağu 2012

ne gıcık...

Gerçek hayata dönüş ve iç darlanmalarının verdiği huzursuzluklar...
Bi insan hiç mi gelmek istemez yahu? Yani hergün dua ediyorum ki bir yerden para çıksın,bilmediğim bi akrabamdan miras falan kalsın da evde kızımla olayım 7/24.
Şimdi de bayramın bayıcı stresi eklendi üstüme.Şahane bir tatilden sonra huzursuz ortamları hiç çekemeyeceğim.Mecburum ama.Umuyorum ki bir hafta yalandan da olsa bir huzurlu olup huzur verirler.En azından 1 hafta daha tüm gün kızımlayım bir tek tesellim bu.Bir insan kendi kendini psikolojik olarak bu kadar hasta edebilir.Bravo bana.Şu hayatta bana yapılacak en büyük işkence istemediğim şeyleri yapmak zorunda kalmaktır.Ve hayat malesef hep istemediğimiz şeyleri yapmaktan,sorumluluktan ibaret.
Ne gıcık...
Mesela ;
İstemediğin yerde bulunmamak
Görmek istemediğini görmek zorunda olmamak
Sevmediğinde seviyomuş gibi yapmak
Şu an sana tahahmmül etmek istemiyorum diyebilmek
Hiç havamda değilim dediğinde seni anlayacak insanlar bulmak
Sonsuz özgür olmak
Sadece kendinden sorumlu olmak
Canın ne istiyorsa onu yapabilmek
Aklından geçeni dürüstçe söyleyebilmek
Kırılırsa,üzülürse vs vs lere takılmamak
Anlamsız kurallara tabi olmamak
Seni aptal yerine koyduğunu sanan insanlarla çalışmamak

olsaydı hayat şahane olurdu benim için...
ama insanın her istediği olmuyor ne yazık ki...di mi ?

20 Tem 2012

Bodrumdan bildiriyorum

Selams Gecenin bu vakti ne is diye soranlara gündüz öküz gibi uyumamdan dolayı gözüne uyku girmeyen kisi sendromuylan karşınizdayim Gözlemlerim: 1)bu kadar orospuyu bir arada görmedim arkadas. 2)18 pont topuktan aşağı giyeni dövüyorlar. 3)Herkes sahtecilerden yeni season lv çantadan alıyor. kendimi kesesim var. 4)mermerleri dosemisiniz çok şahane ama trafiğin icine iyice sicilmis zira bu ne ! 5)hala sikis tepis barlarda eğlenen bir kesime hayret etmeye devam ediyorum. 6)çarşafı giyen,türbanı takan Bodrum'a akın etmiş oğlum siz manyakmisiniz bu sıcakta kurtlanicaniz maazallah. 7)aaaa aynı zamanda ordayiz görüşelim mutlaka.... Ya bı bsg be arkadasım ya. 8)valla tatil erkeksiz coookkkk şahane bisi tavsiye ederim sonsuzzzzz! Bildirimlerin devam edecek... Mucxxxxx

9 Tem 2012

kısakısa

Kayıp:Cuma cuma bi lise akradaşımız intihar etmiş.Asmış kendini.Neden?
Nedeni yok...Kimse bilmiyor."O zaten biraz karanlık,kayıp bi tiptir; biliyorsun" gibi cümleler kuruluyor ardından.Kayıp! ve sessisce kaybolup gidiyor aramızdan,doğalmış,sanki zaten olacağı buydu der gibiyiz...Ne garibiz...
O terasta koşturup,rock kafede tost yerken.,Nerminden kaçarken yazılıymış aslında tüm hikayemiz...Biz bilmiyormuşuz sadece...

Hayat:Çok sevdiklerinle birlikte bir doğumgünü kutlamaktır bazen hayat.En italyan ailesi kıvamında...

Kaçamak:Çoluğu çocuğu ,evli olduğunu bile unutup iki kadeh rakı içip,deli gibi gülmekmiş meğer hayattan bir-iki saat kaçabilmek...

Muffin:Dünyanın en lezzeti muffiniymiş yediğim.Hamurun içine minicik elleriyle ahududu atan bir kızın varsa...Şükürler olsun...

Hata:Sadece sevişebildiğin değil,konuşabildiğin bir adamla evlenmek gerekirmiş.

27 Haz 2012

öğreten kadın

Yaşlandım azizim harbi yaşlandım ben.Sürekli sağda solda bekar insancıklarıma öğütler verirken buluyorum kendimi.Böyle içimden fırtlayan o kocakarıyı farkettiğimde artık söylenecek herşeyi söylemiş oluyorum.Valla korkuyorum kendimden.Yani düşünün ki geçen akşam "anneler her zaman haklıdır sonunda hep haklı çıkarlar " bile dedim ki; evlerden uzak...Allahım ben nooldum böyle ."Benim aşka inancım kalmadı hiç soorrrrrmaa sooorrrmaaa" mustafa sandal modundayım.Aman evladım bak hata yapma,vakit kaybetme, benim gibi sürünme,ağlama,zaten aşk falan yok hepsi geçiyor,bak ben yerlerde tepinerek ağladım da nooldu vs vs vs...Bana kalsa ( belkide bilinç altım yaptırıyor) hiç kimse evlenmesin,sevgilisi bi öküzlük yapıyorsa üzülmesin aniden siktir etsin gibi bir dünya yaratıcam.Herkesi örgütleyip şu evlilik mecburiyetinin kökünü kazıyacağım gibi bir misyona girdimde Allah hayırlara çıkartsın...

21 Haz 2012

hiçsin sen

Neyin peşindeyiz hayatta anlamak isterdim.Hep bi harala gürele,kavga,surat,bi sevgisizlik,kızgınlık,tavır."Amaaan siktir et" modu hakim olsa da zaman zaman gerçekten, içten "siktir" edemiyoruz hiçbirşeyi bunu anladım...Kendimden biliyorum...Yapıcam desemde yapamıyorum,unuttum desemde aklıma geliyor,kızmıcam desemde bi saniyede beynim karıncalanabiliyor sinirden.
Herkes herkesin hayatına müdahil olmaya çalışıyor,bir fikirleri var mutlaka.Ya da kendi iç huzursuzluklarını,hayata olan kızgınlıklarını,mutsuzluklarını bir şekilde başkalarının hayatının üzerine gölge gibi düşürüyorular.Bilinçli yapıyorlar buna eminim.
"Huzur" şu hayatta sağlıktan sonra istediğim tek şey.Ne para,ne başka bişi.Sadece sabah uyandığında içinde o seni kemiren,nefes almanı engelleyen,bağdaş kurmuş oturan adam hissi olmasa bu bana yeter.Ama olmuyor çünkü tek başına değilsin,kafana göre takılmak sadece lafta; takılamıyorsun.Düşünmek zorunda olduğun mininum 3 kişi geliyor aklına ve onların senin hayatına olan ağırlıkları.Hafifleyemiyorsun...Endişeler,belirsizlikler,bişi desem kavga çıkar mı düşünceleri,ya da kırılır mı,aman üzülmesin vs vs vs...
"Aman ya bana ne" demek istiyorsun.Hayatım boyunca hiç bencil olamadım ama olmak istediğim tek şey buymuş artık bunu biliyorum.Bana dokunmayan yılanlar olsun istiyorum,ne bok yiyorlarsa yesinler benden uzak olsunlar istiyorum.Hiçbir dert,sıkıntı,sorun duymak istemiyorum.Ama olmuyor.Birkaç sorunlu insanın tüm ağırlığı olduğu gibi üzerimize çöküyor.Size de çökmüyor mu? Buna kimsenin hakkı yok.Biz nasıl kendi sorunumuzu kendi kendimize,kendi yollarımızla hallediyorsak,bizim için zerre kadar önemi olmayan insanların bizi sorunlarla boğmaya hakkı yok.Ne kadar uzak o kadar güzel,ne kadar az iletişim o kadar şahane,ne kadar az sevgi o kadar iyi...
Tüm hayatın onla bunla kavga edip,küsmekle geçmiş,kendini mutlu edememişsin,dolayısıyla aileni mutlu edememişsin,sımsıcak en son ne zaman ailene sarılıp çocuklarını öptüğünü sen bile hatırlamazsın,hayatında telefon açıp hatır sorup ,
dertleşeceğin hiç kimsen yok,ne akraban var ne kardeşin yanında,olsa da onlarla da küsmüş olurdun,"hadi gel bi kahve içelim" diyenin yok olsa da evden çıkmaya,insan içine karışmaya cesaretin yok,sığsın, hep kıyıdasın, açılmaya korkarsın,sahtesin kalbini açamazsın,ağzın laf yapar ama bana yutturamazsın,içini görüyorum ben ve seni hiç sevemedim,fesatsın hep altında birşey ararsın,mutsuzsun ve bu yüzden etrafına mutsuzluk yayarsın...Söyle bana kimsin ki sen,ne sevenin var ne sevgin içinde.Kimsin sen,neden yaşıyorsun,hayatın anlamı bile yok sana göre.Bana göre işte bu kadar "hiç" sin.Sen bir" hiç" sin,hep beraber "hiçkimse" olmuşsunuz.Yazık size.Böyle bir hayat yaşamak ne kadar anlamsız.Yazık sana...Yazık size...

20 Haz 2012

beni mutlu eden...

Sabah serinliğinde ıhlamur kokusu...
Perdeyi açtığında şıkır şıkır güneş...
Kahvaltıya indiğinde mis gibi deniz...
Soğuk, daha ısınmamış kumlar...
Ne kadar dandik te olsa deniz kenarında,gölgede,kimsecikler yokken yapılan kahvaltı...
Yeni evime sonunda alışmak...
Küçücük mutfak masasındaki cookie jar..
Yumuşatıcı kokan yeni yıkanmış çamaşırlar...
Hiç kılçıksız bir taze fasulyeyi ayıklamak...
Nazımın gıdısına burnumu sokup saatlerce bebek kokusu koklamak...
Cam demlikte hiç bitmeyen çay...
Bahçedeki kirpi...
Sitede mangal yapabilme ihtimali...
Kapımın karşısındaki kuaförüm...
Akşamları çat kapı gelen ailem...
Elimdeki Bodrum biletleri...
Çantamdaki ipad...
Sardunyalar...
Mis gibi lavanta kokusu yayan sense and sprayin pıstlaması...
Semizotu...
Jinekologtan herşey yolunda cevabını alarak Nişantaşında dolaşabilmek...
Beşiktaş vapuru...Beşiktaş iskelesindeki anılar...


Beni mutlu eden şeyler bunlar...

15 Haz 2012

ne çok

Ne çok şey var söylemek istediğim...ama dilim varmıyor,elim yazmıyor,kafam karışık çok fazla...Kalbimin ortasında bir adam bağdaş kurmuş oturuyor.Kaçmak istiyor ruhum,ama hayat bırakmıyor."Sorumluluk!"Lanet olsun sana,ve "mantık!" defol git hayatımdan...
"Set me free"...Sanırım bugün gidip bunu dövme yaptıracağım...

12 Haz 2012

parayı basmazsam adiyim...

Bi daha da bu ülkeye bu kadın gelmez ama ben nerede olursa gidip en önden görmeden göçüp gitmeyeceğimi bildiririm....Ve bu foto en önden çekildi kendimi kesesim var....

1 Haz 2012

Yine...

Yine gerçekten çok ihtiyacım var;

Huzura...
Bodrumda kızımla Sabancı parkında gezip,sakince ve güneşi batırırken yemek yemeğe...
Kendi kendime kalmaya...
Kesinlikle tatile...
Kimseye burdayım,söyle yapıcam,şunu yap demeden yaşamaya ...
Eğlenmeye...
Sarhoş olmaya...
Yeni bir işe...
Yeni bir hayata...


31 May 2012

Tahammül

Bazı duygular bittimi bitiyor.Yani bunun dönemsel depresiflikle akalası yok.
Cipralexi bıraktım eski moduma döndüm.E cipralexi alırken yeniden mi eskisi gibi hissediyordum.Yooo.Sadece daha toleranslı olmuş olabilirim.
Demek ki bu iş benle alakalı değil.Bişi bittimi bitiyor.Önemli olan onu bitirtmemekte.İnsanın yıllarca sabrının son kırıntısına kadar sülalecek kullanırsanız sonuca katlanmak gerekir. Şimdi böyle hasbelkader devam edecek olan hayattan kime hayır gelir bilemiyorum.Ama ben böyle bir hayat yaşamak istemiyorum...Hayatımın sonuna kadar da size katlanabilmek için cipralexe muhtaç olmak da istemiyorum.Bir an önce Kasımpaşa moduna geçmem ve en az seviyede beni sinir etmenize ilaç kullanmadan izin vermem lazım.

Ben ;

Huysuz,
Huzursuz,
Lanet,
Agresif,
İçten pazarlıklı,
Osuruktan nem kapan,
Gereksiz saygı bekleyen,
Kendini bir bok zanneden ama aslında hiç bi sikim olmayan,
Sürekli beni,ailemi,anneliğimi inceleyen,bir kulp takmaya çalışan,
Benim huzurumu kaçıran,
Girdiği ortamı gerginleştiren,negatif enerji yayan,
Görmeye bile tahammül edemediğim ama görmek zorunda olduğum,
Özgürlüğüme,kendi özel alanıma müdahale etmek isteyen,
Beni sürekli eleştiren insanları hayatımda istemiyorum...

Ve ey insanlar;her yazdığımı sadece tek bir kişiye yormanızı ve yazma işlemime de ket vurmanızı istemiyorum.Hayatımdaki pek çok kişiye ait yazdıklarım.
Kafanızı fazla yormayın....

24 May 2012

pes

"Herkes bilsin;çok mutlu olduğum bir hayat yaşıyorum".

Bu nasıl bir kendine güven,nasıl bir cesurluk,nasıl bir korkusuzca kendini ifşa etme cümlesidir.

Gerçekten okuyunca "pes" dedim.Tebrik ederim....

22 May 2012

lütfen üzülme

Ananem öldüğünde onu o küçücük odada gördüğümde ölümün çok da kötü birşey olmadığını düşünmüştüm.Korkacak birşey yoktu.İçim rahat etmişti acısı bitti diye,hemen çıktım odadan,sanki rahatsız etmemek için onu.
Öyle acayip yaratıklarız ki önümüze sunulan herşeye alışıyoruz.Katlanamayacak hiçbir acı yok.
Giden hiç unutulmuyor,özlemek çok yoruyor ama değiştiremeyeceğimiz şeyler için çabalamamız boş.Öğrendik bunu.Hayatımız devam ediyor.

Bazen düşünüyorum aşk için,bir adam için bundan seneler seneler önce çektiğimizi sandiğimiz acının nasılda nasılda salakça olduğunu.O olmazsa ben olmam düşünceleri,gözyaşları,iç sıkıntıları,aramasını beklemek,başkasını sevdiğini bilmek,yerlerde tepinerek ağlamak...Gerçekten büyüdük ve gerçek bu değilmiş.Yaşadık ve öğrendik...

Bana bunların boş olduğunu söylediklerinde herkesten nefret ederdim.Ne biliyordu ki neler çektiğimi? Hiç ölüm görmemiştim,aşk acısı ölümden kesin daha beterdi.
Bilmeden,zannederek,ağlayarak büyüdük.Hepimiz birer halil sezai olduk zamanında.Çaresizdik...

Şimdi gülüyorum,ve herkese söylüyorum,sanada söylüyorum,muhtemelen kızıma da söyleyeceğim ve benden nefret edecek aşık olduğunda.Şimdi içim rahat ama yaşım otuzbeş.Aşk diye birşey yok.Senden daha değerli kimse yok.Seni üzebilecek hiçbirşey yok sen izin vermedikçe.Aşk biter,biri gider,başkası gelir ama seni ölünce bile terketmeyen ailendir...
Atlatamayacağın hiçbir acı,zorluk yok.Atlayamayacağın hiçbir engel de...

işte böyle

Suya boş yere bir taş atıp çıkardığı halkaları izleme peşinde değilim.Sadece özgürce içimden geleni yazmak istiyorum.Kimse ne "like" etsin (ki bu "like" olayından tiksiniyorum hele "beğen" lafı beni kusturuyor),ne de bir "comment" bekliyorum.Sadece içimden gelen birşeyi yazmak amacım.Ama olmuyor.Tüm işsiz güçsüz facebook başı insanlar,ya da "her söze bi cevabım var lan benim" ciler canımı sıkıyor.
Saçma sapan aklıma gelen birşeyi yazsam hemen altında bir buzağı arıyorlar.Yoruldum.Ha dersin ki "ee bas git girme bu sosyal medya olayına".Neden ya?
Arada kafam bozulur,sevinirim,bişi söylemek isterim söylerim arkadaş.Sen bas git beni kısıtlama,darlama,yorum yapma bana.Hani doğum günümdür ,bi resim vardır tamam konuş ta her söylediğimi üzerine alınma.Özgür bırakın insanları bi lafın altına 360 tane yorum yazmayın.Gereksiz.İşiniz mi yok?Senede 1 kez gördüğün adamın hayatında bu kadar var olma çaban niye?İşte böyle...

9 May 2012

eksik

Evet eksikler içinde boğuluyorum.Yani düşününce al al al nereye kadar geberip gidicez o vazoda olmasa da olur,hani şu halıyı 2 ay erteleyeyim,yok ayakkabı dolabını mobilyacıdan gidip almayan kocayı lanetlemeyeyim falan diye düşünsemde içimdeki nedensiz sıkıntının evdeki eksikler ve yerleşemeyen hurçlar olduğuna kanaat getirdim."Hurç " kelimesi bile başlı başına beni depresyona sokuyor.Tam ev kadını moduna geçtim.Akşama ne yemek yapıcam,kadına verecek param yok 15 te bir alıcam ee o aradaki hafta ne bok yicem,gideyimde ütü yapim bari biraz,156874 bininci kez mutfak eşyalarının yerini değiştiriyorum ve bir türlü mutfak düzenimden memnun kalmıyorum.Hala dedem gidip yemek takımımı alamadım,3 numaralı borcam tencerem yok e nasıl olucak benim halim vs vs vs içinde ağır depresyondayım.Bundan 2 ay önce evim yok diye depreşirken,şimdi de yerleşememe ve eksiklerden depreşiyorum ve kendimi yüzyılın nankörü ilan ediyorum.(Allahımm sana şükürler olsun işin geyiği bunlar sakın yanlış anlamaaaa)O kadar çok alışveriş yapmışım ki hergün bir kargo geliyor resmen.Ve hala eksik olması çok acayip mesela geçen gün başladım patlıcan kızartmaya ve evet meğer maşam yokmuş.Sonra şööyle bir yayılıp tılsımımı açıp içim dedim tirbüson yokmuş,banyoda saçımı kremledim ama saç açma tarağım yokmuş,sabah kalktım zira hava buzmuş ama deri ceketim yokmuş.Hal böyle olunca hergün eksik listeleri yapılıp yanlarına tik atmakla geçiyor günlerim.Ama mutluyum valla bıraksalar evimden dışarı adım atmıcam.Düşünün ki sanırım 4 haftadır caddeye bile gitmedim ve gidesim yok onun yerine özkuruşa gidip sebze almak,mahalledeki züccaciyeye uğrayıp plastik leğen almak çok daha zevkli şu aralar,hele ki bazen eve geldiğimde canım annem ve canım kocam ortalığı toplamış bulaşık makinasını boşaltmış oluyor ki işte bu da şahaneymiş.Bende haberler bu şekilde...Görüşmek üzere...

3 May 2012

tip

Tip tip insan var.Bazen düşünüyorum da tanrımız nasıl uğraşmış ta yaratmış;bu kadar enteresan,sakil,cins tipi.Haa sen kendin ne boksun da onu bunu beğenmiyon diyenlere:Ben aslan burcuyum arkadaş.Kibirlinin önde gideniyim,sevme beni çok ta şeyimde mantalitesindeyim,gerektiğinde kendimle de acayip dalga geçerim(daha net bişi yazıcaktım ama fazla sert olmasın diye dalga dedim).Şimdi sizlere etrafımızdaki beni hasta eden tipleri sıralayasım geldi.Buyrun burdan yakın...

Karı -koca pis kokanlar.Anacım sizi görünce o evinizi hayal bile etmek istemiyorum.Sexten falan soğuttunuz tüm halkı yeminlen...

Ağzı kokup burnumuzun dibine girenler,35897 gün aynı kıyafeti giyenler,ter kokusunun üzerine parfümü boca edenler.Bsg ya iğrençsiniz...

Günaydın diyince cevap vermeyen öküzler.

Soru sorduğunda sanki sorunu boş bir odada duvara sorup duvardan cevap bekliyormuş gibi mal mal duran, cevap vermeyen, aptal durumuna düşüren o çocukları...

Bir gördüğünde can ciğer kuzu sarması bir ertesi gün sanki Madagaskar!dan gelmiş bir yabancı gibi davranabilen insan müsvetteleri...

Elin kolun dolu iken kapıyı tutmayan yurdumun centilmenleri...

Kafası çaılşmayan,aptal insan...Bunlara tahamülüm yok...

Hayatta bi halt olamamış ama hasbel kader yönetici,müdür,patron vs olmuş dünyadan habersiz şahıslar...

Çok konuşan erkekler...

"Beni anlamıyorsun,niçin anlamıyorsun" diyenler asıl sen anlatamıyor olmayasın gerizekalı...

İt gibi davranınca pısan ,iyi,sevkatli,düşünceli olunca ağzına sıçmaya çalışan sevgililer...

İş değiştirdiklerinde "ay bana teklif geldiiii" diyen acübükler.Ulan sen kimsin de sana ne teklifi gelsin.Anca Kadir İnanır buna...

Evet daha fazla tiksinçleştirmeden olayı sonlandırıyorum.Bu tipler hayatımdan uzak olsun...

love ya...





27 Nis 2012

burdayım....

Selamssssss,

Çok uzun zamanlardan sonra buradayım.Hala ev ve yerleşme işleriyle uğraşıyorum.Sanırım 5 hafta oldu epey yol katettim ama hala kendi evimizde kalma şansımız olmadı.Çocuk olunca yeni düzen kurmak çok zor oluyormuş bunu anladım.Herkes sağolsun yardım talebiyle geliyor ama ben kendi planımı programımı sürekli değiştirdiğim için kimseden tam olarak yardım isteyemiyorum.Aslında zevkli işler ama vaktim çok kısıtlı olduğu için bana işkence oldu.İstiyorum ki herşey yerleşsin ve al bu da anahtarın gir otur desinler.
İşten eve yedi buçukta gelince ve sadece hafta sonları ilgilenebildikçe beş hafta değil daha kaç hafta daha sürücek işler bilmiyorum.Daraldım ama şikayetçi değilim çok kıçımı yırttım kendi evim olsun diye malum.
Bir de şimdilerde koca stresi bastı her akşam eve gel yemek yap, her yemeği yemeyen kıl adamla uğraşmak" eee tatlı yok mu?" gibi iğnelemelere maruz kalmak "şu gömleği de ütüle kadını mı beklicem" gibi dırdırla uğraşmak aslında hiiiç işime gelmiyor.Aklı olan evlenmesin bak bi daha diyorum.Korkuyla gelecek kredi kartı extrelerimi beklemem de cabası.Stresten cipralex dozunu arttırmayı planlıyorum.Şimdilik benden havadisler bu kadar.Kendi nacizane Laura Ashley evimden bazı fotoları ileriki günlerde bi kıçımı toparlarsam sizlerle paylaşacağım.Öpüyorum herkesi...

22 Mar 2012

Geldim ben...

Ne uzun zaman oldu yazamıyorum.Kendimi iyileştirme çalışmalarım sürerken bana bir kal geldi ve elimi hiçbirşeye süremedim.Ne girip sizleri okudum (ki her sabah ilk işimdi),ne de kendi sayfamı açıp bir post yazabildim.Bu kadar uzak kalınca bir ton olay oldu tabi ama inanın anlatacak takatim yok.Sadece benim için en önemli olan ve çok istediğim birşey gerçekleşti.Artık benim de bir evim oldu.Daha içine girip oturamadım ama en kısa zamanda tadilatları bitirip,şahane bir dekorasyon yapmak için kolları sıvadım.Tek hayalim kızıma muhteşem bir oda yapmak gerisi hiç önemli değil.Amazondan deli gibi Naz için dekorasyon malzemeleri siparişi verdim bakalım kaç para shipment vericem şimdi aldı beni bunun endişesi.Bu iş için çok mücadele ettim,çok kastırdım Allah mutlulukla,sağlıkla,huzurla oturabilmeyi kısmet etsin.Ve bir de loto çıkmasını sağlasın istiyorum.Çünkü bir insan her baktığı şeyde en kazık olanı seçer mi arkadaş?Neye elimi atsam bokunu çıkarıyorum çünkü.
Şimdilik bu müjdeden sonra yazılarıma çook uzun ara vermeden sizinle olmayı diliyorum.Mucxxxxxxx...

2 Mar 2012

Teaser

Ay ne çok sevenim varmış canlarımmmmmm.Herkes neden yazmıyorum diye merak ediyor.İşin aslı kızkıza toplandık ı dinlemeyip Cipralex almaya başladım ve mallaştım.Hiçbirşey yapasım gelmiyor öyle oturuyorum,heyecanım,azmim falan bitti.
Ama bu bir teaser olsun sizlere çok yakında bomba gibi gelicem.

10 Şub 2012

Kış bitsin...

İçim kurudu bu kıştan azizim.Vitrinlerde de yazlıklar ,flip floplar falan çıkmaya başladı mı baymaya başlıyorum kıştan,hatta baydım da.Daha kıçımız donarken değişen bu yeni sezon çıkarma anlayışına da hala bünyem alışamadı.

Nazo bile yaz moduna girdi; yaz için aldığım ayakkabı,etek,plaj çantası,gözlük allah ne verdiyse takıp takıştırıp evde "hadi ben Bodruma gidiyorum" diye gezmeye başladı.
Valla yetti gari bende artık şıpıdık terlik geçirip ayağıma sokaklara atmak istiyorum kendimi.Sanırım kış bittiği gün montumu,botlarımı bahçeye inip törenle yakıcam o derece tiksindim yani.

Bu aralar çok yazamıyorum nedense içimden gelmiyor bana böyle bi mallık geldi bu ilaca başladığımdan beri öyle bön bön bakıyorum etrafa,bi sakinlik,bi salaklık alişveriş bile yapamıyorum yani içimden gelmiyor; artık anlayın nasıl bi mallık gelmiş olduğunu.
Beni tarif edecek kelime "calm"tam olarak bu yani.Herşeyi normal karşılama,heyecan sıfır,panik yok.Yarına bi "baby shower" hazırlıyorum umarım kar bi erteleme yapmamıza gerek bırakmaz,çünkü ben hamileymişim gibi bi heveslendim bu partiyi organize ederken.İnşallah herşey güzel olur,bebiş de sağlıkla dünyaya gelir.

Hepinize şahane bir haftasonu diliyorum.Ve bu kar erisin gitsin bitsin artık istiyorum.

30 Oca 2012

Have a nice week...

Sanırım ilacımın ilk etkileri belli olmaya başladı.Bu sabah beni çok iyi tanıyan ve herşeyi bilen bir arkadaşım aradı."Sen iyi misin? Seni sakinleşmiş görüyorum" dedi.Oysaki geçen hafta iş seyahatinde olduğu için hiç görüşmemiştik.Demek ki bi dinginlik yayıyorum etrafa; aman ne güzel.Bak daha da motive oldum.Hemen iki dakikada kendimi iyi hissedince ikinci çocuğu yapma fikirleri depreşti.Şimdilik kovaladım bu fikirleri.Belki Haziran ya da Eylülde.Malum Çin takvimi meselesi.Bakalım eğer o zamana kadar beni yine çığrımdan çıkarmazlarsa olabilir.

Sürekli kar yağıyor ya bu hafta,sürekli bir motivasyonsuzluktur gidiyor haliyle.Acaba erken çıkarmıyız?,Acaba yollar kapanır mı ?,İşler tatil olur mu?...vs vs vs bu sorular beynimi kemiriyor.Hiç mi değişmez insan arkadaş!Okul zamanı da böyleydim hep bi tatil olsun,hep bi okulu kıralım,hep bi kaçalım heveslisi.Yaş 35 hala aynı dertler.Hep eğlence olsun,gezme tozma olsun hadi o da olmadı evde yayılma olsun ister mi bi insan ya.Valla istiyrorum.Yani bıraksan 365 gün ağustos böceği kıvamında takılabilirim.

Misafir çağırmam gerek önümüzdeki haftalarda ama inanın hiç gözüm yemiyor.Çünkü kızlar evi talan edicek diye çok korkuyorum.En son bu arkadaşlara gittiğimizde evi tanınmayacak hale getirdiler.Valla ne kadar çocuk sevsem de dağınıklığa tahammülüm yok.Nasıl halledicem bilemiyorum.Evde sürekli bi kadın olsun hep bi kıçımızı toplasın isterdim.En azından hergün yarım gün gelse valla süper olurdu.Bir gün zengin olursam ferrari falan istemem bi kadınım olsun kıçımızı toplasın isterim sadece.


Hepinize iyi haftalar olsun inşallah....

27 Oca 2012

Şans lazım....

Sürekli "üzüntü ve muz kabuuu" veya "hay bin kunduz" şeklinde bir blog yazarı olacağıma bi tarafı bi tarafına denk,para içinde yüzen sadece zevk için bu blogda eğlenip mutlu olan şanslı karılardan olmak isterdim.Tüm derdim onu aldım,bunu taktım,şunu sürdüm,bunu kullandım,çantamın içinde şunlar var...vsvsvs den ibaret olaydı da kafam rahat olaydı.
Biraz daha az akıllı olsaydım da hep makrama bakaydım ama nerdeeeeee...Şans lazım anacım şu hayatta hem de çirkin şansı denilenden,en süperinden.

Bekliyorum bir gün gelecek dönence....
Hadi bol karlı güzel sağlıklı bir haftasonu olsun inşallah.....

25 Oca 2012

My Way-Arada sözleri okuyup bu şarkıyı dinlemek çok faydalıdır...

And now the end is near
And so I face the final curtain
My friend I'll say it clear
I'll state my case of which I'm certain

I've lived a life that's full
I traveled each and every highway
And more, much more than this
I did it my way

Regrets I've had a few
But then again too few to mention
I did what I had to do
And saw it through without exemption

I planned each charted course
Each careful step along the byway
And more, much more than this
I did it my way

Yes there were times I'm sure you knew
When I bit off more than I could chew
But through it all when there was doubt
I ate it up and spit it out, I faced it all
And I stood tall and did it my way

I've loved, I've laughed and cried
I've had my fill, my share of losing
And now as tears subside
I find it all so amusing

To think I did all that
And may I say not in a shy way
Oh no, oh no, not me
I did it my way

For what is a man what has he got
If not himself then he has not
To say the things he truly feels
And not the words of one who kneels
The record shows I took the blows
And did it my way

Yes it was my way

24 Oca 2012

Nerdeyim?

Salonda koltukta oturmuşum boş boş salak salak televizyona bakıyorum,içimden geçen aynen şu:
"Şöyle yorganın içinden hiç çıkmadan 1 hafta yatsam,hani hasta olursun da böle yatarsın ya..."
Ve Allah bu dileğimi nedense tüm diğer dileklerden daha hızlıca yerine getiriyor.
Geçen hafta salı gününden beri 39 ateş,geberik öksürük ve her mm im ağrıması şeklinde hastayım.Bu kadar da temiz kalpli olunmaz ki...Kafama sıçayım,düşüncelerime tüküreyim,şansımı... demek istiyorum.
Düşüncelerimize bile dikkat etmek gerekiyor demek.allahın sopası yokmuş harbiden.Neyse bugün biraz daha iyiyim,aranıza döndüm.FYI!

17 Oca 2012

Cookie kursumuzdan havadisler

Şükürler olsun geçen aktiviteli haftasonum güzel geçti.Bahsettiğim" Cookie" kursumuzu da başarıyla tamamladık.Elimizden geldiğince kısa sürede bişiler yaptık kızımla.Ha bana kalırsa ben bu işi çok özel günler haricinde yapmam.Neden derseniz çünkü çocuk milleti kurabiye kısmıyla değil sadece üzerindeki şeker hamuruyla ilgileniyor da ondan.Yarım kilo şeker hamuru yedi Naz heralde haftasonu.O nedenle bu işe girmeyi hiiiç düşünmüyorum.Ama belki kızıma doğumgününde yapabilirim.Bakalım. İşte size bir iki adet foto....


13 Oca 2012

13-14 farketmez Friday is the best....

Kırk yılda bir biraz aksiyonlu bir haftasonum var.Bana bakın kıçınızı falan kaşıyın nazar etmeyin fena yaparım.
Zaten dün bir japon kadınının kirpiklerimi farkedip çok beğenmesi üzerine akşam servisten indim ve aynaya bi baktım kirpikler yeri gösteriyor.Hay o olmayan çekik gözün çıksın be kadın.
Daisy kirpiklerime nazar değdi.Söktüm attım birini.Şu an yarım "daisy" yim.Ya da kısaca "Dai" diyelim.
Ama azimliyim cumartesi yeniden taktırıcam.

Evet aksiyon planımı veriyorum:
En beleşinden 2 tiyatro biletim var bu akşam kocamla ısınma turları şerefine oraya gidiyoruz.

Yarın sabah bir arkadaşım cookie kursu yapıyor yine en beleşinden bir de kursa katılıyoruz kızımla.
Hello kitty cookieler yapıcaz haftaya resim eklerim size.

Duuur daha bitmedi;kurstan sonra kirpik,saç,manikür olaylarım var.

Ardından yıllar sonra bir arkadaşımıza yemeğe gidiyoruz.
Neden yıllar sonra çünkü kendimi bildim bileli hep bana misafir gelir yemeğe,çaya,kahvaltıya,yılbaşına,doğum gününe ama beni bi allahın kulu davet etmez.
E çünkü ben salağım ya binlerce yemek hazırlarım, e tabii hizmette sınır olmayınca da herkes bizde olurdu.Son 2 yıldır hatta hamileliğimden beri yemin ettim kimseyi çağırmamaya.Ne kıçımı yırtıcam arkadaş.Yetti yani senelerce.
İşte şimdi çook uzun zamandan sonra birine misafir olmak tuhafıma gidiyor.

Valla özlemişim böyle aksiyonlu haftasonunu.İnsallah hepimizin weekendi güzel,sağlıklı mutlu olur.Öpüyorum çok çok....

Bir de bu yazılar çok küçük oluyor postlarda neden söylemiyorsunuz karınca duası gibi bak bugün ne güzel oldu şöyle net net.

12 Oca 2012

Git başımdan otuzbeş

Bir arkadaşım demişti;" otuzbeşin bi anlamı olmalı"diye.
Önce hiç anlam veremedim aman dedim nolucak anca şiirlerde bişi ifade eder otuzbeş;yolun yarısı hesabı...
Ben hep düşünürdüm otuz oldun mu iş bitmiş diye.Hala arkasındayım fikrimin aslndan içten içe.
Ama bu otuzbeşte gerçekten bir tuhaflık var.Sanki dönüm noktası.
Kendini tanıma,hayatan ne istediğini anlama,beklentilerini küçültme,koyver gitsin deme,inceldiği yerden koparasının gelmesi,hayata daha bir sıkı yapışma,sağlığına daha dikkat etme vs vs vs...
Hala içimde fırtınalar kopmasına rağmen daha bi oturaklı kadın oldum gibi sanki.Aslında hiç olmak istemediğim.Sevmedim ben bu otuzbeşi.Bu kadar çok hayatımı sorgulamak iyi gelmedi bana,etmediğim kadar kavga etmek,insanlara bu kadar kolay "ya bi bas git hayatımdan"diyebilmek,bu bencillik,bu huzursuzluk,"nereye gidiyorum ben" 
düşüncesi...Bunları hiç sevmedim.

Bi başka arkadaşım da "hayat otuzbeşten sonra başlıyor,kadın olmanın farkına varıyorsun"demişti.O kadar çok daraldım ki otuzbeşin saçmalıklarından anlayamadım kadın falan olduğumu,hatta gün geldi insanlıktan çıkıp bi cadıya döndüğüm oldu.Gerçekten insan hayatında böyle bilimsel bazı yıldönümleri vardır ya;hani okuruz biryerlerde bu kesin doğru artık inanıyorum.Otuzbeş bi kırılma noktası.Ya kırılıcaksın,ya da yola aslanlar gibi devam edeceksin.
Son bi gayret "başlarım lan sana otuzbeş"diyerek yola devam kararı aldım.
Zaman zaman burada yazabilirim çok deli kararlar aldım.Biraz daha sabır lazım bunu anladım.
Yeni insanlarla tanışmak istiyorum bu arada.Yeni yeni konular olsun hayatımda,yeni bişeyler duyayım,bişeyler öğreneyim,"aaaa öylemiymiş"diyeyim.
Herkes yeni bişeyleri benden duymasın; ben de birilerinden yeni keşiflerini öğreneyim.
Nasıl olacak bilemiyorum.Ben pek kimseleri beğenmem o nedenle de çok az insanı severim.Bu huyumdan vazgeçtim.Valla gerçekten.Yeni birileri girsin hayatıma söz önyargılı davranmayacağım.Biraz renk gelsin hayatıma ya çok şey mi istiyorum.Şu otuzbeşin ağırlığından kurtulmak lazım....

10 Oca 2012

ISPANAK

Sizlerle bir şey paylaşmak istedim.Aşağıdaki link Lösev'e yardım sağlamak için kurulmuş.Lösemili çocukların annelerinin elleriyle yaptığı şeyler ve bazı güzel hediyecikleri içeriyor.Belki bişiler alır yardım edersiniz.Ben geçen hafta kupa,takvim falan aldım.
Arada böyle şeyler yapmak gerek diye düşünüyorum.Özellikle de gerçekten iyi çalışan kuruluşlara ve yardım gereken insanlara...

Sevgilerimle...



http://www.ispanak.com.tr/

Hayatımı Kolaylaştıranlara Teşekkürler...

Günaydın ey ahali,bugün aklıma gelen bir konu oldu bu; aslında hayatımız annelerimizinkinden ne kadar kolay diye düşündüm.
Ve benim için hayatı kolaylaştıran şeylerin bir listesini yaptım kafamda.Buyurun bakalım....

1.Doğranmış soğan:Evet kesinlikle benim için hayatı çok kolaylaştıran bir olay kendisi.
Akşamın köründe eve gidip bacaklarının arasında bir cüceyle yemek yapma işi bu soğan sayesinde çok daha hızlı oluyor.

2.Knorr Beşamel Sos:Hem kolay hem top top olmuyor, hemide katkı maddesi yok gibi duruyor.Cırt diye en dandik sebzeyi bile şahane bir gratene çevirebilirsiniz.


3.Premax/Dezeks Temizlik Mendili:Benim gibi wc hijyeni manyağı bir insan için süüppeer pratik bir ürün.Kapı kolundan,musluğa,yerden tavana nereyi hijyen yapmak isterseniz bir saniyelik iş artık.

4.Bonacure Acil Kurtarma:Bunu daha önce yazmışımdır ama eğer saçlarını yapmaya vaktin yoksa yıka ve çık yapacaksan ve Tina Turner kafa olmak istemezsen hem şampuanını hem de bakım kremini kullan saçlar kabarmadan misss gibi olsun.

5.Daily Lensler:Benim gibi yüzyıllardır lens kullanan biri olarak bugüne kadar kullandığım en ince en şahane ve en ucuz lens.Gece yatarken at çöpe sabah kalkınca tak yenisini.Ha gün içinde gözün mü çıktı fırlat gitsin.Çıkar çantadan yedeğini onu tak.Şahane yani.

6.Migros Sanal Market:Allah bin kere razı olsun.Nerdeyse her alışverişimde getiren adamı öpücem o derece seviyorum yani bu hizmeti.Bizim ev asansörsüz ve yıllarca bu hizmet yokkene afedersiniz kıçım çıktı taşı taşı poşetleri şimdi ne istesem kapıda.Hem tam vaktinde hem de sebzeler falan bile süper geliyor.Adamlar beni tanıdı ne istediğimi bilip öyle getiriyor.Üstelik vaktimi de marketlerde harcatmıyor.Süpperrr hizmet.

7.Fakir Şarjlı Süpürge:Evde çocuğun mu var,ya da her haftasonu parti yapılan bir evin mi işte en büyük yardımcı.Kocaman süpürgeyi açmadan deli gibi gürültü çıkarmadan ve eğilip bükülmeden, belin kopmadan iki dk da fıstık gibi süpür evi.Ben hergün süpürüyorum valla süper pratik.

8.Online Alışveriş:Bu ne konfordur arkadaş!Bu ne şahane bişidir.Nerdeyse hiç vakit kaybetmeden hediye,ihtiyaç herşeyi halledebiliyoruz.Bundan büyük pratiklik mi olur?
Ha canın çok mağaza gezmek isterse git gez kafana göre ama benim gibi hiçbir kıyafeti denemeden alabilen bir şahsiyet ve vakit sıkıtısı çekenler için nefis bir olaydır bu.

9.Ipad:Allahımmm Steve' im nur içinde yatsın.Bu ne güzel bir alettir.İşin mi var,duş mu yapıcan, ya da iki dk ayaklarını mı uzatıcan ver çocuun eline aç bi puzzle oooh sen sağ ben selamet.En az 45 dk sana ait bir zaman.E tabii bir de  benim gibi oyun manyağı bir insan için cuma trafiklerini çekilir hale getirdiği için I love this alet.(bu arada bu ay 165 tl lik application almak da işin hayvanlık boyutu.Utanıyorum!O ayrııı!!!)

10.BBM:Bunu saymadan geçemezdim.Benim için bir tutku halini alan blackberry hizmeti için kime teşekkür etsem bilemedim.Bütün gün bedava online keep in touch ötesi bir durum yaşamak harika.Yani öyle alıştım ki telefonumu tamire veremiyorum,acaba yenisini alsamda öyle tamire versem mi gibi bir şımarıklık içerisindeyim.

 İlk olarak aklıma gelenler bunlar.Bana böyle hayatımı kolaylaştıracak değişik önerileriniz olursa yazın lütfen.Hayat paylaşınca güzel lalalalaaallaaaallaaaaa....

9 Oca 2012

sweet little things to be happy...

İnsan bu kadar salak bir şeyden mutlu olur mu?
Olurmuş...
Bu aralar yine depresifliğin doruklarında olan ben bana ne iyi gelir diye düşündüm;buldum.
Yeni bir çanta almak.Evet çanta aldığım zaman deli gibi mutlu oluyorum.
Bir nevi fetiş heralde.Bilemiyorum.Beğendiğim çantayı aldıktan sonraki huzur ve eve gidip diğerini boşaltıp yenisini yerleştirmenin verdiği heyecan ve telaş beni çoook mutlu ediyor.Manyak olabilirim...Napalım olsun...Ben de böyleyim.
Bu aralar ikinci fetişim de oje.Ne bulsam alıyorum ve biliyorum hiç sürmeyeceğim bir ton ojem var bozulup atılacak ama alıyorum.Duygusal tatminsizlik bu heralde.


Haftasonu kızımı bırakıp birkaç saat tek başıma takılmak nasıl iyi geldi bilemezsiniz.Geçen haftaki depresyondan ölmek üzere olan kız biraz düzeldi yani.Bu pazartesi en azından daha mutlu,daha relax başladım haftaya.İçim içimi yemiyor ya da saldıracak yer aramıyorum.
Kuduz köpeklikten kurtuldum.En çok buna memnunum.Akışına bırakmaya karar verdim ve biraz olumlu olmaya.İçimde çok derinlere attığım iyi kızı ortaya çıkarmaya çalışıyorum.
Cipralex almadan kendimi tedavi etmeye çalışıyorum.
Biri bişey dediğinde canım istediğinde duyup,canım istemediğinde duymamazlık yapıyorum.Sinir katsayımı arttıracak insanlarla mümkün olduğunca az diyalog kuruyorum,daha az cümle,daha az temas.Belki de tedavi yöntemi budur.



Sonra bir de takma kirpik taktırdım."Hadise" gibi bakıyorum etrafa.
Ben diyim Daisy duck sen de Filiz Akın.
Sıfır makyaj olup ta böyle bakımlı görünmek iki küçük kıl tanesiyle olabiliyormuş.
Sırf bu küçük kıllar yüzünden bile aynaya bakınca bi mutlu oldum.Çıkıverdim depresyondan.
Arada insanın istediği şeyleri yapması lazımmış,anne olunca ve bir ton saçmalık yaşanınca hayatta; insan delirebiliyormuş,hayattan kopmak iyi bişi değilmiş.Karar verdim kendim için bişiler yapmaya...Karar verdim mutlu olmaya...

6 Oca 2012

huzurlu bir haftasonu istiyorum...

Birileri heyecanlı,yarın seyahate çıkıyor...
Birileri hapse girdi,bu saçmalıklar şiddetle sürüyor...
Birileri birkaç saat sonra kemoterapiye girecek...
Birileri ameliyatta ve yakınları dışarda sabırsız,endişeli,dua ediyor...
Birileri evde temizlik yapıyor...
Birileri mutlu fıldır fıldır geziyor...
Birileri gamsız yarın için program yapıyor...
Birileri ofiste yarım yamalak çalışıyor...
Birileri dışarda müşteriye laf anlatıyor...
Birileri durgun,kimse derdin ne demiyor...
Birileri endişeli,huzursuz; bu cumalar ona bişi ifade etmiyor...
Birileri bloglarına yeni yazılar yazıyor...
Birileri konuşmak istemese de cümleler kuruyor...
Birileri belki tam şu an doğuyor...
Birileri tam da şu an ölüyor...
Ve hayat biz istesekte istemesekte gerçekten akıp gidiyor...
Çıkmazlar çıkılabilir olmayı...
Mutsuzluklar yine bir gün mutlu olmayı...
Sıkıntılar bitmeyi...
Olaylar çözülmeyi...
Hastalıklar iyileşmeyi...
Huzur; bir yerde bulunabilmeyi bekliyor...
Ve evet bende bekliyorum,ha gayret son bi sabırla,çok fazlaca şükrederek,bugünümü aratma tanrım diyerek,daha büyük sorunlar yaşatmasın bana diye dua ederek...
Geçer gider biliyorum ama geçene kadar da katlanmak zor geliyor.Herkes bir şekilde bu yollardan geçiyor,ve bu bir süreç,kader,kısmet;boşuna üzülmemek gerek...!

4 Oca 2012

Bu günlerde...Böyleyim....

Boş...
Yorgun...
Bezgin...
Mutsuz;hem de çok...
Kararsız...
Çirkin...
Sağlıksız...
Karmakarışık...
Güçsüz...
Berbat...

Olur ya öyle bazen...Hayat....!!!

www.youtube.com/watch?v=15kWlTrpt5k

2 Oca 2012

piyango

Beş tane biletim vardı.Birine bile bi bok çıkmadı.Olmaz olsun böle şans.....